|
|
|||||||||||||||
![]() |
![]() |
||||||||||||||
|
MEMELİLERDE DAVRANIŞ Beyinlerinin çok fazla gelişmiş olması ve çok değişik yaşam koşullarına uyum sağlamaları, davranışlarının da çeşitlenmesine ve karmaşık bir yapı kazanmasına neden olmuştur. Neocortex (beynin en son kazanılan kabuk kısmı)'in büyümesine bağlı olarak öğrenme yetenekleri de artmıştır. Böylece öğrenmeye dayalı davranış şekilleri çoğalmış ve çok defa kalıtsal olarak yapılanları aşmıştır. Hareket, beslenme ve üreme ile ilgili davranışlar en belirgin davranış şekilleridir. Birçoğu, görmeden daha çok kokuyla, güneş ışınlarından daha çok kendi ürettikleri ısıyla işlevlerini yürütebildikleri için, geceleri de bağımsız olarak hareket edebilirler; hatta birçoğu tümüyle gececi olmuştur. Bu davranış şekli kısmen ya da tamamen toprak altında yaşayanlar için de geçerlidir (birçok böcekçilde ve kemiricide). Bunların aktogramları (yani günlük işlevlerini gösteren grafik) çok defa tipik olarak, uzun bir uyuma evrelerinin olmadığını, kısa süreli uyuma ve aktif evrelerin birbirini izlediğini göstermektedir. Durgun evlerde hayvan, metabolizmasını büyük ölçüde düşürür, vücut sıcaklığını ve dolaşım sistemini en aza indirir. Monotremata'dan gagalı kirpi, gerçek kış uykusuna sahiptir. Güney Yarıküre'de, temmuz, haziran ve ağustos ayları soğuk olduğu için, kış uykusu bu aylarda gerçekleşir ve vücut sıcaklığı 9°C'ye kadar düşürülür. Daha küçük keseliler de (Patagonya'daki cüce keseli sıçanlar, Tasmanya'daki tırmanıcı keseliler) aynı şekilde kış uykusuna yatarlar. Plasentalardan, özellikle, soğuk ve ılıman kuşakta yaşayan kirpiler, yarasalar, gelincikler, marmotlar, hamsterler, yediuyurlar gerçek kış uykusuna yatarlar. Kirpiler, vücut sıcaklıkları 14.5°C'ye düşünce kış uykusuna girerler ve daha sonra vücutları +1°C'ye kadar soğuyabilir. Kış uykusuna girenler genellikle dışkı çıkarmazlar. Gerçek kış uykusu, vücut sıcaklığının O °C'ye yaklaşacak derecede azalması ile ortaya çıkar. Vücut işlevlerinin bu denli azalması kış uykusunun kış dinlenmesinden ayrılmasını sağlar. Uygun olmayan koşullarda kış dinlenmesine giren hayvan, yuvasına çekilir, derin ve sakin bir uykuya dalar; fakat vücut sıcaklığını, solunum sayısını ve kan basıncını normal düzeyinden daha aşağıya indirmez. Kış dinlenmesi sırasında, hayvan, vücuduna depo ettiği yağları kullanır ve diğer depo besinlerini zaman zaman yer; duruma göre bir miktar depo besin artmış olarak bahara çıkılır. Kış dinlenmesi tipik olarak sincaplarda (depoladığı besini tüketerek) ve ayılarda (vücutlarına depoladığı yağları kullanarak) görülür. Kış uykusuna anolog olarak, tropiklerde yaşayan belirli memeliler, kurak dönemlerde sakin bir evreye girerler "Eastivation = Yazuykusu". Bu süre içerisinde çok defa vücutlarına depoladıkları yağları kullanırlar. Yaz uykusu, tipik olarak, Orycteropus afer, bazı tenreklerde (Tenrecidae), gagalı melelilerde, birkaç böcekçilde ve yarı maymunlarda görülür, Türkistan'da yaşayan bir tarla sincabı = gelengi türünde (Citellus sp.) hem kış dinlenmesine hem de yaz uykusuna yatma görülür. Birçok memelide, ağaç kovuklarını, kayalık yerlerdeki mağaraları, oyukları ve diğer hayvanların yuvalarını, kuşlarda olduğu gibi sadece yuva yapmak ya da yavrularını yetiştirmek için değil, dinlenme, korunma saklanma vs. için kullanma eğilimi görülür. Toprak üzerindeki yuvalar çok defa basit yapılıdır; genellikle ya açık bir alanda bir miktar ot ile yumuşak bir zemin hazırlama şeklinde olur (tavşanlarda) ya eşmek suretiyle çukur açılır (yaban domuzlarında) ya da eşilmiş yuvaların ot ve bitkisel atıklarla döşenmesi şeklinde olur (alageyiklerde). Üzeri kapalı ağaç yuvalar insansı maymunlarda ve kangurularda vardır. Sanat dolu yuvarlak yuvalar, sincaplar ve fındıkfareleri tarafından yapılır. En gelişmiş yuva tipleri toprak içinde yapılan tipleridir. Monotremata'dan gagalı memelilerde toprak altında 15 m.'lik galeriler açılır. Bu galerilerin bir ucu suların yüzeyine açılır, diğer uçları ise saklanmak için toprak içinde korunmuş bir yerde sonlanır. Suların yükseleceği ya da yuvayı basacağı olasılığı her zaman hesaba katılarak, galerilerin toprak tarafındaki kısmının yukarıya doğru kazılmasına özen gösterilir. Galeriler her zaman dikine bacalarla havalandırılacak şekilde yapılır. Bu galeri sisteminin ortasında su bitkileri ile döşenmiş bir yuva odacığı bulunur. Aynı prensiplere göre susamurları da galeriler yaparlar. Keselilerin de çoğu oldukça karmaşık yuvalar yaparlar (keseliporsuklar, vombatlar). Böcekçillerden köstebekler karma¬şık galeri sistemleri yaparlar. Bunların yaptığı üç boyutlu galeri sisteminde, galerilerden biri yuva bölgesinde, diğeri avlanma bölgesinde bulunur. Kura! olarak bunlarda merkezi bir yuva odacığından ışınsal galeriler çıkar ve bu galeriler yuva odacığının çevresinde konsantrik olarak yapılmış çember şeklindeki galerilerle birleşir. Çember galerilerden çıkan galeriler de avlanacağı alanlara uzanır. Köstebekler sürekli olarak toprak solucanı ve diğer küçük hayvanları ararlar. Galerileri kazma sırasında çıkan toprakları dışarıya atarak köstebeklere özgü toprak yığınlarını oluştururlar; toprağın bir kısmını da vücutları ile galerilerin çeperlerine bastırarak, galerilerin hem kaygan hem de sağlam bir iç yüzeye sahip olmalarını sağlarlar. Ayrıca, gerektiğinde galeri yapmadan, toprakları kazarak, arkalarında bırakmak suretiyle, toprak içerisinde ilerlerler. Bazı köstebek yuvalarında su gereksinmelerini karşılamak için taban suyuna ulaşan, dik kazılmış galeriler vardır. Genişlemiş galeri sistemleri bazı sansar türlerinde ya da köpek benzeri memelilerde (tilki ve porsuk), özellikle de toprakta yaşayan kemiricilerde (hamsterlerde, gelengilerde, taraklı sıçanlarda, toprak farelerinde, Citellus spp. Marmota spp.) görülür. En karmaşık yuva kunduzlarda görülür. Çamur ve odundan yaptıkları galeri sistemleri su altına kadar uzanır ve oluşturdukları bentlerle su düzeyini kontrol ederler. Keza susıçanları da su kenarlarında yuva yaparlar. En farklı ve karmaşık davranış şekilleri toplu ve sosyal yaşayan memelilerde görülür. Tamamen bireysel (soliter) yaşayan türler (hamsterler, keseli hayvanlar, oklukirpiler, Opussum vs.) hariç, memelilerin çoğu sürü halinde yaşarlar. KRUMBİEGEL'e göre toplu yaşama şu şekilde sınıflandırılabilir: a) Çift (bir erkek, bir dişi), b) Aile (ana-baba ve yavrular), c) Küçük sürü (5-10 bireylik), d) Orta sürü (11-20 bireylik), e) Büyük sürü (20-birkaç yüz bireylik). DEEGENER'e göre yapısal olarak da gruplara ayrılabilir: a) Sympedium = çocuklu aile (kayalık uyurları), b) Gynopedium = analı aile (ayılar), c) Patrogynopedium = atalı aile (goriller), d) Synchorium = aynı yeri paylaşma (geceleyen yarasalar), e) Syncheimadium = kışın birlikte olma (kışlayan yarasalar), f) Symphagium = beslenme birliği (kozalak ve pelit taşıyan sincaplar), g) Synepeilium = avlanma birliği (kurtlarda birlikte avı sıkıştırma) ve h) Symporium = göç birliği (lemmingler). Memeli sosyolojisi ise çok daha karmaşıktır. Birçok türde bölge (teritoryum) savunması görülür. Bu savunmada işaretleme, güç kullanma, çeşitli davranış şekilleri vs. kullanılır. Birçok memelide makrosmatik yönlenme ve teritoryumu kokularla işaretleme sözkonusudur (deri bezleri vs. ile). Üremeyle ilgili, beslenme, yavruya bakma, korkutma, korkma ve diğer sosyal davranışlar çok karmaşık ve çok çeşitlidir. Her türün farklı bir davranış biçimi vardır. Bunlara sistematik kısmında kısmen yer verilecektir. Davranışların ana ilkeleri ve çeşitleri ise ayrıntılı olarak bu kitap serisinin 4. cilti’nin 2. kısmında verilecektir. Memeliler havada (uçan sincaplar ve yarasalar), suda (balinalar, foklar, yunuslar, suaygırları ve ayıbalıkları), karada ya da amfibik (kunduzlar, susamurları vs.) yaşarlar. Ekvatordan kutuplara gittikçe memeli türü sayısı azalır. Dengeli koşulları olan bir ortamda populasyondaki birey sayısı sabittir. Her bireyin yaşamak için gereksinme duyduğu alan genişliği farklıdır (örneğin küçük kemiricilerde tarlafaresi bir dönümlük alanda yaşayabilmesine karşın, bir rengeyiği için gereken alan 100 dönüme kadar çıkabilir). Besin bulma amacıyla "Alimental Migrasyon", üreme için "Gametik Migrasyon" ve iklim nedeniyle "Klimatik Migrasyon" göç görülebilir. Besin azlığından dolayı başka bir bölgeye yerleşmeye "Emigrasyon", herhangi bir nedenle başka bir bölgeye yerleşmeye de "İmmigrasyon" denir. Çöllerde yaşayanlar, su yitirilmesini önlemek ve sıcaklık iniş çıkışını atlatabilmek için çok değişik davranış şekilleri geliştirmişlerdir. Birçoğu gündüzleri toprağın içine girecek şekilde bir yaşam tarzı geliştirmiş ve çoğu terlemeyi en aza indirmiştir. Develer, gündüzleri ısıyı vücutlarında depolarlar. Vücut sıcaklığının düzenlenmesi gelişmiş memelilere gidildikçe sabit değerler arasında tutulur; ilkel olanlar ise vücut sıcaklığının iniş ve çıkışlarına dayanıklılık gösterirler. |
|||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||