Anasayfa  Hayvanlarda Davranışın Temeli  Hayvanlarda Davranış Özellikleri  Davranış Genetiği  Hayvanlarda Davranışın Hormonal Etkisi  Sürüngenlerde Davranış  Böceklerde Davranış  Amfibilerde Davranış  Kuşlarda Davranış  Memelilerde Davranış  Kaynaklar
 
       
Hayvanların sinir-kas etkinliğinin koordinasyonu ile gerçekleştirilen tüm etkinlikler davranış olarak isimlendirilir. Karşılaştırmalı hayvan davranışları bilimi veya diğer adıyla etholoji: hayvanlarda iç ve dış uyarıların etkisiyle oluşan davranışları ve davranış sistemlerini bilimsel yöntemlerle araştırıp inceleyen ve çözümlemeye çalışan bilim dalıdır. Yunanca; ethos: alışkanlık, adet, örf anlamına gelir ve davranış bilimi bu kelimeden köken alan etholoji ya da dilimize yerleştiği şekliyle etoloji olarak alınır.
Etholoji ya da Davranış Bilimi, hayvanların davranışını, onların amaç ve nedenlerini araştırır. Etholoji’nin kavram sistemi, gözlemlenen davranış şekillerine dayanır. Merak, öğrenme ve oyun gibi günlük yaşamda kullanılan kavramlar sadece bilimsel amaçlı olarak gelişmez. İhtiyaçlara cevap verecek şekilde de ele alınır. Dış etkilere veya iç koşullara bağlı olarak bir davranış şekli gelişebilir.

Etholoji’nin Tarihçesi
Bilimsel olarak etholojinin çok fazla geçmişi olmasa da hayvan davranışları ile ilk gözlemler çok eski dönemlere dayanır. İlk hayvan davranışları ile ilgili bulgulara avcı insan topluluklarının av hayvanlarını izlemeleriyle ilk hayvan gözlemlerinin başladığı ve hatta M.Ö. 16.000 yıllarında köpeklerin evcilleştirilmeye başlandığı bilinmektedir. İlk yazılı belge Aristo’nun (M.Ö.384-322) “Hayvan Hikayeleri” adlı eserinin bir bölümünde kavgada bir horozu yenen tavuğun, horoz gibi ötmeye başladığını ve diğer tavuklarla çiftleşmeye kalkıştığını yazar.
Karşılaştırmalı hayvan davranışları biliminin doğa bilimleri arasındaki yerini almasında, hayvanların çevreleriyle ilişkileri konusundaki çalışmalarıyla Uexküll (1864-1944) ve özellikle Berlin Hayvanat Bahçesi yöneticilerinden Heinroth’un (1871-1945) önemli katkıları bulunmaktadır. Heinroth, kazlar ve ördekler üzerine yaptığı uzun gözlemlerin sonucunda 1910-1911 yıllarında yayınladığı bir çalışmasında, etholoji terimini ilk kez günümüzdeki anlamıyla kullanarak tanımlamıştır. Bu tanıma göre “etholoji; evrimin doğal seçilim kurallarına uygun biçimde oluşan ve kalıtım yoluyla süregelen davranışları, karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalıdır.”
Heinroth, kaz ve ördeklerin birçok davranışının kökenine inerek bu davranışların filogenetik gelişimlerini başarıyla açıklamış ayrıca tepkisel davranışlardan başka, türe veya eşe özgü, her zaman aynı biçimde oluşup sonuçlanan, kalıplaşmış ve türler arasında kökendeş olan davranımların varlığını göstermiş ve kimi davranımların, başka davranımların değişmesi sonucunda oluştuğunu da ortaya koymuştur. Türler arası akrabalıkların saptanmasında kökendeş organlardan yararlanılması gibi, içgüdülerin filogenetik gelişimlerinin anlaşılmasıyla da, türlerin birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini daha iyi kavranabileceğini belirten Heinroth modern etholojinin doğuşuna öncülük etmiştir.
Modern etholojinin babası olarak kabul edilen Avusturyalı bilim adamı Lorenz (1903-1989), öğrencisi olduğu Heintroth’un çalışmalarını devam ettirerek karşılaştırmalı hayvan davranışları biliminin yerleşip tanınmasını sağlamıştır.
İkinci Dünya savaşından sonra Hollandalı bilim adamı Timbergen (1907-1988), balıklar ve özellikle bal arılarıyla olan çalışmalarıyla Avusturyalı biyolog Frisch’in (1886-1977) ve Koehler (1889-1974) gibi tanınmış bilim adamlarının katkılarıyla, karşılaştırmalı hayvan davranışları bilimi hızlı bir gelişme göstermiştir.

Etholoji’nin Önemi
Günümüzde etholoji’nin ve ona bağlı çalışma alanlarının, genel olarak hayvanları ve buna bağlı olarak insanı anlamada ne denli gerekli olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, davranışların türleşmedeki etkisi belirgin bir biçimde anlaşılmaya başlamıştır. Genel olarak, bir türde morfolojik ve anatomik değişimlerin oluşmasından önce davranış değişikliklerinin ortaya çıktığı ve bunun doğal sonucu olarak canlıda yapısal değişmeler olduğu kabul edilir. Davranışların, yeni populasyonların oluşumunu hızlandırdığı, bunların yeniden birbirine karışmasını engelleyerek, zaman içinde geliştirilmiş olan özelliklerin yitirilmesini önlediği ve böylece yıllar sonra yeni türlerin oluşmasında etkili olduğu görüşü güç kazanmıştır. Filogenetik gelişim süreci içinde geliştirilmiş olmalarına karşın, yeni uyarlamaların etkisiyle artık kullanılmayan ve bu nedenle körelmeye başlamış kimi morfolojik ve anatomik oluşumlar, bu görüşü destekler.